
Fikir oluşturmak, yaratmak, konuşmak üzerinde, anlatmak, olanı araştırmak, diğerlerine anlatmak... Farklıya dikkat çekmek, fark yaratanı geliştirmek...Değer yaratmak eninde sonunda. Buna ister yaşamak deyin, ister pazarlama, ister blogger dünyası.
Bendeniz, acemi bir blogger, deneyimli bir pazarlamacı, yaşamaya ve dünyaya aşık herhangi bir insan olarak, çalışan-düşünen-savaşan-paylaşan sizlerle burada birşeyler paylaşmaktan çok ama çok mutluyum.
İşlerdeki yoğunluk yüzünden, yazıları geçen hafta sonu seçtim, umarım , bu hafta tembellik yapmışsınızdır da daha güzel daha ilginç konuları işlememişsinizdir bloglarınızda!
Karnavala, Eren Kumcuoğlu ile başlamak istedim, önce içeceklerimizi alalım, hafif hafif karnavala ısınalım! İki ezeli rakip, FMCG'nin iki global devi işte yine çarpışıyorlar ; Pepsi Max mı Coca Cola Zero mu? Eren, TV ekranlarında dönen son dönem reklamlarını ele almış. Sansasyonel iletişimiyle Pepsi Max mı? Yoksa yaygın penetrasyonu ve tadıyla Coca Cola Zero mu diye soruyor Eren.
Sırada, Özgür Alaz 'dan Küçük Kırmızı Defter var. Özgür'ün çok önem verdiği "Kırmızı Defter" projesi aslında hepimizi ilgilendiriyor, çünkü kırmızı defteri sen, ben hepimiz oluşturuyoruz! Özgür'ün tek bir sorusu var bizlere, cevabı çok kolay değil ama bu soruya kafa yormak çok eğlenceli :)
Karnavala Emine Can ile devam ediyorum.. gencecik bir arkadaşımız, kendisini tanıtırken başlığına bayıldım "Kim Oluyor da" :). Emine'nin Kara Bir Keçi Olsaydım gönderisini seçtim sizler için. Beni de rahatsız eden bir yaklaşım bir uygulamaydı Garanti Bankası'nın son dönem reklamı. Yıllarca hemen her vaadini iletişime taşırken son derece başarılı bulduğum Garanti, bu sefer görmeye bile zor dayandığım birşey çıkarmıştı karşıma, Emine harika özetlemiş verdiği rahatsızlığı! Siz ne düşünürsünüz acaba?
Ve biraz daha hareket! Pazarlama Cadısı Burcu Tüzün, Esra Ceyhan Sonsuza dek yok olsun! Siz soruma cevap verin! diye yine cadılığa devam ediyor. Burcu, kadın programlarında süregelen saçmalıklara, Esra Ceyhan'ın programında ortaya çıkan şarlatanlığa keskin eleştirisini "Eğitim almadan sadece tecrübeyle doktor olunamıyor ve tıp konusunda ahkam kesilemiyorsa, nasıl oluyor da eğitimsiz sadece tecrübeyle pazarlama dehası olunuyor?" diye bitiriyor. Cevabı olan?
Ürün yerleştirmenin abartılı bir uygulamasına denk gelen Özgür Emre Öztürk öyle güzel dile getirmiş ki düşüncelerini yazıyı okurken filmi izlemiş gibi oldum ve çook eğlendim! Ürün Yerleştirme Faciası yazısında gerçekten ben de Nike'ın bu kadarına nasıl izin verip, suyunu çıkardığına şaştım. "Yahu evlilik teklif edeceğiniz bir insana da yüzüğü Nike ayakkabının içinden çıkartmazsınız herhalde!" bile dedirtmiş film sevgilli arkadaşıma:))
Bu arada, karnaval hazırlığımdaki teknik yardımın için tekrar teşekkürler Özgürcüğüm:)
Ne dersiniz, sizce de "Pazarları da, ‘pazarlama’yı da artık başkalarına devredip suyun başına geçmek daha mantıklı" değil mi bazıları için??



