3 Ocak 2008 Perşembe

2007'de Veda Ettiklerimiz

Aslında bu yazıyı yayınlamamayı düşünüyordum ama, Aysel Gürel'in bugün ( yayın tarihi 17 Şubat, yazı 3 Ocakta hazırlanmıştı) vefatıyla birlikte, geçen yıl kaybettiğimiz değerli insanları burada saygıyla anmak istedim.

3 Ocak - Mustafa Rüştü Taşar, eski bakan ve milletvekili (d. 1951)

19 Ocak - Hrant Dink, gazeteci (d. 1954)

24 Ocak - İsmail Cem, eski bakan ve milletvekili (d. 1940)

3 Şubat - İsmet Giritli, hukuk profesörü (d. 1924)

22 Mart - Kadir Has, iş adamı (d. 1921)

18 Nisan - Ali Dinçer, CHP'li milletvekili (d. 1945)

23 Nisan - Boris Yeltsin, Rus devlet ve siyaset adamı. (d. 1931)

2 Haziran - Doğan Ergül, Türk şair (d. 1968)

6 Haziran - Turan Yavuz, Türk gazeteci (d. 1956)

8 Haziran - Richard Rorty, ABD'li düşünür.

10 Haziran - Ufuk Güldemir, Türk gazeteci (d. 1956)

26 Haziran - Jupp Derwall, Alman futbol adamı (d. 1927)

4 Temmuz - Barış Akarsu, Türk şarkıcı, oyuncu (d. 1979)

30 Temmuz - Ingmar Bergman, İsveçli oyun yazarı ve yönetmen (d. 1918)

24 Ağustos - Abdül Rahman Arif 4. Irak Devlet Başkanı (d. 1916)

27 Ağustos - Şakir Süter gazeteci-yazar (d. 1950)

6 Eylül - Luciano Pavarotti, İtalyan tenor (d. 12 Ekim 1935)

11 Eylül - Cem Gürdap Türk sinema sanatçısı, (d. 1955)

16 Eylül - Robert Jordan, Zaman Çarkı adlı epik fantastik dizinin yazarı (d. 1948)

31 Ekim - Erdal İnönü, Bilim ve siyaset adamı.

10 Kasım: Amerikalı yazar Norman Mailer 84 yaşında yaşamını yitirdi.

12 Kasım: Amerikalı yazar İra Levin 78 yaşında öldü.

9 Aralık: Prof. Dr. Sabahattin Zaim

27 Aralık - Pakistan eski Başbakanı Benazir Butto suikast sonucu yaşama veda etti

Ne Haber Dünya?

Aralık ayının son iki haftası boyunca, gazetelerde yılı toparlayan yayınlar, almanaklar bekledim..belki de bana denk gelmedi ama değil ek , almanak, yazı dizisine bile rastlayamadım.
TV kanallarında, yılı özetleyen açık oturumlar, başlıkları öne çıkaran haber programları bekledim..ihtimal vermiyorum mutlaka yapılmıştır birşeyler ama yine bana denk gelmedi:)
Kısaca 2007 biterken şöyle özlü bir toparlama bana kısmet olmadı.
NTV'nin 2005'ten beri çıkardığı şık ve çarpıcı, iyi seçimlerden oluşan almanağı satılıyor aslında, birara onu alırım artık.
Blogumda, 2007 yılının bir özetini kendi araştırmalarımla oluşturmaya niyet ettim. Yalnız farkı, sadece "iyi" olaylar olacaktı.
Dünyaya, çevreye, insanlığa katkısı olan, gelecek adına umutlarımızı arttıran, yüreğimize su serpen gelişmeleri araştırmaya başladım haber sitelerinden, gazete arşivlerinden..
2 saat içinde enerjim ve isteğim sönmeye başladı, "iyi" haber yok! 1 Ocak 2007'den başladım, 3 haber sitesinden Türkiye-Dünya birlikte 14 Ocak 2007 tarihine kadar haberleri tek tek taradım. Sonuç sadece 2 adet lokal haber buldum...
Yalnız işin peşini bırakmaya niyetim yok. Vakit buldukça ay ay tarayıp geçtiğimiz yılın en güzel olaylarını buraya yazacağım. Kendime 2 ay süre veriyorum. Fazla mı? Valla bu iyi haber kıtlığında bakalım 2 ayda kaç tane kayda değer konu bulacağım, merak ediyorum.

2008 yılında bütün dünyada ve ülkemizde iyi-kötü oranının tersine dönmesini umut etmek istiyorum.

14 Aralık 2007 Cuma

Aralık Ayları


Yılın son ayı..numarası 12..olumlu bir rakam.

Aralık yılı bitirir, biraz hüzünlüdür aslında havalar iyice soğur, kışın geldiğini anlarız.

Kedilere köpeklere derme çatma da olsa barınaklar yapılır vicdan sahipleri tarafından.
Ben her gece onlar için dua ederek uyurum

Aralıkta bankacılar fazla mesaiye kalır, belki de yılın en yoğun günlerini yaşarlar.

Mağazalar yılbaşı telaşına girer, stoklar eritilmeli, yavaş yavaş yeni sezona hazırlanmalı üretim.

Hediyelikler, hazır giyim, küçük ev aletleri,züccaciye, bijuteri, kozmetik...
Yıllık enflasyon ve büyüme rakamları hesaplanır, açıklanır.
Otomobil üreticileri ve bayilerini bir telaş sarar, son kampanyalar, son avantajlar sunulur
Kredi kartları yılın alışveriş potansiyeli en yüksek bu günlerinde cazibe yarışında sınır tanımazlar..

Bütün şirketler yılı hedeflere ulaşarak bitirme telaşındadır , bazen 31 Aralık bile önemlidir:)

Okuyan çocukları bile telaş sarar; derslerde 2'şer sınav geride kalmış, yarı tatilde iyi bir karne için kalan süre azalmış..üstelik yılbaşı geliyor, bu da heyecan ve hediye demek!

Tatil programları yapanlar, eğlence için rezervasyon telaşındakiler, bu sektördeki bütün oteller, acentalar, hava yolları ve otobüs şirketleri, eğlence yerleri..tümünün yarattığı telaş, heyecan, gürültü, reklamı düşünsenize..

Aralık ayları... burdayım ama gidiyorum diyen, son sözü söyleyen, herkesi telaşlandıran, heyecan yaratan, soğuk ama renkli, sert ama eğlenceli sevgili gibi biraz.

Aralık ayları kendi yıllarının kapanış konuşmasını yapan ünlüler gibi, sonuna kadar gösterinin heyecan dozunu yükselten "keynote speakers"

Kişisel olarak, geçenlerde "bana aralık aylarında ne oldu, başıma neler gelmişti" diye düşünürken öyle bir seri yakaladım ki şaşırdım kaldım. Bilmiyorum belki diğer ayların da üzerinde böyle ayrıntılı düşünsem neler dizilir, hangi olaylar dikkati çeker orası da var tabi..Ama işte ben aralık aylarını düşündüm, son 8-9 yılı... Gördüğüm şu, beni şaşırtan; nerdeyse bütün başlangıç veya sonları aralıklarda yaşamışım. Hepsi de önemli kişisel ya da mesleki konular... aralıkta başlamış veya bitmiş yani netleşmiş, sonuca bağlanmış...

2007'nin Aralık ayında da oldu aynı şey, üstelik bu muhasebeyi yapmamın üzerinden 2 hafta bile geçmeden..:)

Bu bir başlangıç... iyi bir başlangıç.

Dileyen, isteyen herkesin yepyeni güzel başlangıçlar yaşamasını diliyorum ben de.




30 Kasım 2007 Cuma

Ah Şu Kardeş Kavgası...!

Pazarlamak
Satmak

Satışçı
Pazarlamacı

İnsanlar çekişir
Bütçeler kapışır
Yönetim kime inanır?

Bu ortamda " iş" nasıl uzun vadede, karlı bir yapıda gelişir ve büyür?

Tell Me Who is a Marketer? yazıma gelen bir okur arkadaşımın yorumu üzerine, Pazarlama-Satış ilişkisi hakkında da birşeyler yazmak şart oldu. Konu, eski-problemli-gergin-sevimsiz ve yaygın, hem de tüm dünyada hem de hala...:)

Bu yazım, benim bu konudaki çok kısa cevaplarımı kapsıyor..açılış için..

Hangisi önemli?...kısa cevap " ikisi de"

Kim neyi yönetir?.... kısa cevap " uzun vadede pazarı ve tüketiciyi pazarlama yönetir, buna uygun müşteri ilişkilerini satış"

Farkları var mı?..."Var"

Varsa ne ? bkz; Kim Neyi yönetir sorusunun cevabı"

Şunu biraz daha açsak... "Açıcam ama tek yazıya sığmayabilir, önümüzdeki günlerde"

İşbirliği yapabilirler mi?.. ." hem de harika yapabilirler"

Ya etkin işbirliği yapmayan şirketlerin durumu?... " ya uzun vadede pazarı kaybederler ya ilerisi için bugünü feda ediyorlardır veya B2B işin içindedirler ve satışta fonksiyonları birleştirmişlerdir"


Devam edeceğim...

29 Kasım 2007 Perşembe

Then Tell Me Who is a Marketer...?

"Çöp toplayıcılar" ( orj. "swag buyers")
"ekibi (satış ekibi denmek isteniyor) motive eden süslü çocuklar"
"sağa, sola, 3. partilere dağıtılmak üzere planlanmış bütçe merkezi"
"patronun sunumcu başısı"
"reklamcılarla elele vermiş anlaşılmaz snob grup"
"üretim yaptı-satış kanalı istedi-ARGE denedi ürünleri eritmekle görevli hizmetli kadrosu"
"süslemeciler, vitrin çocukları, göz boyamacılar, maliyet merkezleri.............."

Ülkemiz belki de son 10 yıldır, pazarlama odaklı yönetimin farkına varmaya başlarken , hala eskiden kalmış algı ve tortuların izleri değilmi yukarıdaki tarifler..? Hadi itiraf etsin herkes ya da beni yalanlasın, pazarlamanın içinde olan veya pazarlama ile çalışan insanların aklından yukarıdakilerden en az birisi geçmiştir..

Öncelikle ABD merkezli şirketlerde, son elli yıldır artan oranda şirket üst yönetimine tırmanan pazarlama profesyonelleri ise bunu aşağıdaki kimlikleriyle hakediyorlar;

İşin lokomotifi olarak
İşe iş gözüyle bakan,
Fonksiyonel dar açıların tuzağına düşmeyen
Kartal gözlü vizyonerler ,
Rasyonel hesap adamları ,
Empati sahibi sosyologlar,
İkna eden, değiştiren, etkileyen satışçılar,
Etki yaratan fikirleri hayatın içine herkesin almak isteyeceği kıvraklıkla sokan yaratıcılar,
Ekip yöneten ve daha büyüklerini etkileyip ikna eden liderler...

Algı sorunumuzu çözsek ve pazarlamacı kimliği otursa birgün, peki, Türkiye'de kaç tane böyle "marketer" çıkar?... o da başka yazıda..

Pazarlama Dediğin Ne ki..?

Kitlesel üretimle birlikte, Üretim departmanlarının işletmelerin kaderine yön verdiği yıllar – 1950’ler, 60’lar
Tercihlerin belirginleşmediği tüketim çılgınlığının başladığı yıllar – 1970’ler, 80’ler
Ve tüketicinin krallığı, tercihlerin keskinleştiği, farklılık talep eden, farklı davranılmayı isteyen, özelleşen ve bilinçlenen bireylerin yön verdiği iş dünyası – 1990’lar ve sonrası

İş hayatının içindeki, özellikle bir parça kurum yapısına kavuşmuş veya kurumsallaşmış şirketlerde çalışanlar bilirler; gelişmelere paralel , fonksiyonların öncelliği değişmiştir. Krallıklar kurulmuş sonra yerini başka krallara bırakmıştır ve hepimiz biliriz ki sırasıyla, Üretim – Satış ve son 20 yılda Pazarlama departmanları kraldır artık.

Pazarlama Departmanları, kurumun içinde, öncelikle “Pazar”ın temsilcisidir. Gelişmelerle birlikte, “tüketicinin” temsilcisi olma durumu zorunluluktur ama artık kişileri kitle olarak değil gerçek kişiler olarak görme ve anlama devridir ve pazarlama departmanları gelinen son noktada “bireysel” temsilcilerdir.
Bütün şirket adına, varolması adına ve karlılığı adına odaklarını daraltmak, dikkatlerini keskinleştirmek zorunda artık pazarlama yöneticileri.

Pazarlama departmanı, ortak özellikler taşıyan en küçük “tüketici grupları” ile işletme arasındaki köprüdür.
Pazarlama departmanı, insanlara aradığı, istediği veya hala ihtiyacı olduğunu bile bilmediği hizmet ve ürünleri ortaya çıkarmak için, diğer fonksiyonları yönlendiren koordinasyon merkezidir.
Bunu böyle bilenlere selam olsun..
Bilmek istemeyenlere bir kez daha duyurulsun....)

27 Kasım 2007 Salı

İş Görüşmeleri Part 2_absurd gelişmeler

Devam ediyorum...

Absurd #2.. hangi pozisyona adam aldığını bilmeyen işveren!!..işveren iyi bilinen bir fast food zinciri...Pazarlamadan Sorumlu GMY pozisyonu için çağırılıyorum ( çalıştıkları İK danışmanlık şirketi beni öneriyor)..İlk görüşme GM ile - güzel geçiyor, 2. görüşme GM+bir ortak+bir yönetici?- o da güzel, 3. görüşme ( ABD'li üst düzey marketing yöneticisi ile olacak diye gidiyorum) ve fakat görüştüklerim ; diğer ortak+2 diğer yönetici??...böylece Türkiye'de şirket yönetimindeki herkesle tanıştım mı .. tanıştım.

1-2 hafta sonra cevap; "pozisyon GMY olmayacak".. dolayısıyla ben resmin dışına çıkıyorum...:))

Zaten, son derece uygulamaya yönelik ve pazarlamayı basite indirgeyen sorularından pazarlamayı üst düzeyde temsil edebilecek bir organizasyona hazır olmadıklarını anlamıştım. Sizin de başınıza geldi mi, soru şöyle mesela " bize nasıl bir reklam filmi hazırlatırdınız?...bizi seviyor musunuz, markamızı.... ne düşünüyorsunuz bizim hakkımızda?".........öyle ya markayı seven, onu alıp kullanan herkes onu pazarlayabilir de...bir de şöyle zevkine uygun reklam filmi yaptırdın mı tamamdır be!.....)

Absurd #3... Yine aynı şirketten... şimdi benimle yapılan ilk görüşmeden sonra, GM hemen telefonlara sarılıyor, benimle ilgili referans alacak!...niyeki..daha şirketin tamamıyla görüşmemiştik ama!

Neyse saçmalık esas şurada, hadi referans işe alım prosesinin en sonunda karardan bir önceki safhadır onu geçelim, ama bu sorulur, hatta kimden referans alınabileceği de adaya sorulur! Habersizce ve kendine göre seçtiğin isimlerden referans alınmaz bu saygısızlıktır...hele , güvenin ve saygının esas alınması gereken böyle üst düzey pozisyonlarda zaten baştan ilişkinin kalitesini bozuyorsun be GM olmuş heyecanlı arkadaşım!

Senin kararını direkt etkileyecek safhada referans alınır artık son karar aşamasında...e sen daha pozisyonuna bile karar verememişsin...(bkz absurd #2)